23 Ocak 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
Adana
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Caner Aver

Caner Aver

22 Mart 2021 Pazartesi

Almanya’daki Yüksek Nitelikli Türkler

Almanya’daki Yüksek Nitelikli Türkler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ilk yazımda Türkiye´den Almanya´ya iş gücü göç hikayesini daha çok özel bir bakış ile ailemin köyden önce Adana´nın merkezine, ardından Almanya´ya göçünü ele aldım. İki ülke arasında 1961´de imzalanan iş gücü anlaşmasından sonra 1990´lara kadar göç tek yönlü olarak Almanya odaklı idi. 1973´de Orta Doğu´da ki petrol krizi sonrası tüm dünya gibi ekonomik daralmaya giren Almanya, iş gücü almayı durdurmuş, bundan sonra aile birleşimi, sığınmacılık ve mültecilik gibi çeşitli yollarla, 1990’lara kadar Türkiye’den Almanya’ya göç akımı devam etmiş.
Ancak Türkiye´de 2000´li yıllardan sonra olumlu ekonomi ve siyasi gelişmeler ve 2005´ de Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerin başlaması Avrupa´dan sayıları giderek artan nitelikli Türk´lerin köken ülkesi Türkiye´ye – geçici veya kalıcı – göç etmelerine yol açmıştır. Almanya tarafından bakılınca 2000´li yıllarda giderek artan bir sağ populizm, ırkçılık ve Alman toplumuna nazaran göçmenler ve özellikle Türk´lerin arasında yüksek oranda işsizlik – yüksek nitelikliler içinde geçerli – göçü tetiklemiştir.

Türkiye tarafından bakılınca büyüyen ekonomi, demokrasi açılımı, Avrupa Birliği´ne yakınlaşma özellikle yüksek nitelikli Avrupa´lı Türk´leri Türkiye´ye göç etmelerine destek olmuştur. Özellikle ihracat odaklı şirketlerin yoğun olduğu Istanbul, Marmara ve Ege bölgeleri göç merkezleri haline gelmiş, hatta Istanbul ve Izmir´de “geri dönenler” masası kurulumuştur (2013´de Izmir´de Alman Goethe-Vakfı ile ortak çalışmamız ile gerçekleşmiştir ve bu kapsamda bir konferans düzenlenmiş ve kitap yayınlanmıştır). 2015 yılından sonra, Türkiye’de siyasi gelişmeler ve iş gücü piyasasında daralma yaşanan iki ülke arasında nitelikli iş gücü hareketliliğinin tekrar Almanya’nın lehine dönmesine neden olmuştur. Alman Federal İstatistik Ofisinin verilerine göre, 2006-2018 yılları arasında toplam 431.865 kişi Türkiye’den Almanya’ya göç ederken, 429.117 kişi de Almanya’dan Türkiye’ye göç etmiştir; 2019´da ise 51.610 kişi Türkiye´den Almanya´ya ve 30.506 kişi ise Almanya´dan Türkiye´ye göç etmiştir
2000´li yıllardaki nitelikli göçten Adana ne kadar faydalandı, Avrupa ülkelerinden ikinci ve üçüncü nesil yüksek niteklik Türklerin istatistik verilerin tutulmadığı için bilinmiyor. Özellikle bilgi ve yenilikçi fikirlerin önem kazandığı günümüz bilgi toplumlarında, nitelikli işgücü sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin en önemli aktörlerinden birisi haline gelmiştir. Bu durum ülkelerin beşeri sermaye kaynakları (nitelikli işgücü) için birbirleriyle rekabet etmelerine neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye ile Almanya arasındaki göç akımlarının niteliksel durumu ayrı bir öneme sahiptir. Metropol olan Adana kenti çok daha aktif ve ilerici bir göç politikası ile bu potansiyelden faydalanabilir, kardeş kentlerin sayıları arttırılabilinir, üniversiteler, eğitim merkezleri, okullar, ticari kululuşlar arası işbirliği genişletilebilinir. Özellikle son yıllarda gergin ilerleyen Almanya Türkiye ilişkilerinde sivil toplumun önemi giderek artmaktadır.

Bayburt Üniversitesi´nden Dr. Atakan Durmaz ile Almanya´da 2015 – 2016 arasında “Almanya’da Yaşayan Nitelikli Türklerin Uluslararası Göç Eğilimi: Niyetler, Etkenler ve Sonuçlar” başlıklı ortak bilimsel çalışma kapsamında (bkz.: Caner Aver & Atakan Durmaz: Almanya’da Yaşayan Nitelikli Türklerin Uluslararası Göç Eğilimi: Niyetler, Etkenler ve Sonuçlar. Pasajlar – Sosyal Bilimler Dergisi, Sayi 5: Göç Meselesi, Haziran 2020), gerileyen göç rakamlarına ve göç niyetlerine rağmen, ilişkilerin Almanya ile Türkiye arasındaki ulusötesi sosyal alanlarda iç içe geçtiği ortaya çıkmıştır. Ankete katılanların büyük bölümü Almanya’da kalmaya niyetli, ancak kalıcı yerleşim kararlarıyla çelişmeyen farklı biçimlerde ve yoğunluklarda olsa da Türkiye ile farkl alanlarda ilişkiler geliştirmeye devam etmektedir. Bu ilişkiler örneğin mesleki, siyasi, sivil toplum, dini, yatırım veya iş yapma amaçlı ilişkiler olduğu ortaya çıkmıştır. Birçoğu en az yılda bir kez Türkiye’ye gitmeye devam etmektedir.
Aynı zamanda, profesyonel konumlarından çıkmadan ulus ötesi işbirliği yoluyla kendi ülkelerinin gelişmesine katkıda bulunmak isteyen tüm katılımcılar arasında bilgi aktarımı konusunda yüksek düzeyde isteklilik söz konusudur. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda, Almanya’daki nitelikli Türklerin önceki nesillerle kıyaslandığında fiziksel anlamda göç eğilimlerinin giderek azaldığı görülmektedir. Gerek nitelikli göçten gerek ulus ötesi işbirliğinden Adana gibi geniş ekonomiye sahip olan bir metropol için önem arz etmekte ve daha çok faydalanması gerekmektedir. Bunu ileriye taşımak için Almanya ile Türkiyer arasında imzalanan ve bu yıl 60.yılı kutlanacak olan işgücü anlaşması kapsamında düzenlenecek anma etkinliklerinde konu ve bir başlangıç olabilir.

Devamını Oku

Adana’dan Almanya’ya

Adana’dan Almanya’ya
1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Almanya ile Türkiye

İki devlet arasındaki misafir işgücü anlaşması bu yıl 31. Ekim 2021´de 60. yılına ulaşacak. Adana Büyük Şehir Belediye´si bu vesile ile göç konferansı, kültürel etkinlik, Almanya´daki kardeş şehirleri ile ortak çalışmalar, fotoğraf sergisi gibi farklı etkinlikler düzenleyebilir. Bu ikili anlaşma Türkiye için işsizlik yükünden kurtulmak, geri dönen misafir işçilerin tecrübelerini ekonomiye kazandırmak ve havale edilen dövizleri ile cari açıkları kapatmak idi. Almanya da ise resmiyet kazanmış olsa da, Güney Avrupa´dan gelen misafir işgücü ile iş piyasasındaki açığını kapatabilmişti. Türklerle Almanlar arasındaki kültürel ve dinsel farklılıklardan dolayı başta ikili anlaşma Almanya tarafından istenmemiş olsa da, NATO´nun doğusunda tampon ülke olan Türkiye´yi ekonomik aҫıdan rahatlatmak bu anlaşmaya yol açmıştır. Bu doğrultuda anlaşma 1964´te genişletilerek, başta rotasyon ile Türk işçilerin iki yıl sonra geri dönmelerini öngören düzenlemeyi ortadan kaldırarak yenilenmiştir. Gelen Türk misafir işgücü çoğu zaman daha az gelir ile fabrikalarda, demir çelik, ağır sanayi, maden ocakları, inşaat gibi alanlarda çalışmışlar. Almanya kendisini göç alan ülke olarak ilk defa 1998´deki sosyal demokrat yeşiller koalisyon döneminde kabul etmiştir. Anlaşmanın geç başlaması misafir işçi anlaşmasının güvenlik politikası ile muhtemel ilişkisi hakkında diğer yazılarda okurlar ile paylaşacağım.

Almanya’da ki İşgücü Göçü

Bu kapsamda 1961-1973 yılları arasında farklı kaynaklara göre 640.000 ile 870.000 Türk misafir işçisi Batı Almanya’ya gelmiştir. Anlaşma 1973´deki birinci petrol krizi nedeniyle durdurulmuş ve sadece aile birleşimi ile mümkün olmuştur. 1983 yılında ise geri dönüş teşvik’ i kapsamında Türklerin sadece %6,5’i ve 1984 yılında ise %15’i bu düzenlemeden faydalandı; Almanya´ya gelen Türk işҫilerden toplamda 500.000’i Türkiye’ye geri döndü. Geriye kalan Türk “misafir Işҫileri” Almanya´nın göҫ alan bir ülke olmasının yolunu aҫmış ve Türkleri Almanya´nın yeni yerleşik toplumu haline getirmiştir. 2018´de 2,8 milyona ulaşmış bu kitle en yoğun yabancı kökenli topluluk haline getirmiştir, işҫi ve eğitimsiz sınıftan sosyal, ekonomik, bilim, sivil toplum ve siyaset gibi alanlarda başarılar göstermektedirler. Bunların arasında 1966 yılında askerden gelen ve 1968´de ise Almanya´da çalışmak için müracaat eden babam,  annem ile evlenmesinden sonra köyden Adana´ya ilk göçlerini yaşayan yeni çift, bir yıl sonra ilk ayrılıklarını yaşamış ve yüzbinlerce işçi göçmen gibi ev yaptıracak kadar para toplayıp memlekete dönmek için yola çıkmış. Ancak 1972´de annemin gelmesi ile aile büyüyerek dördüncü nesil Almanya´da dünyaya gelmiştir.

Almanya’dan Yurda Geri Dönüş Teşvikleri

İyi hatırlarım; 1983´de Alman hükümeti tarafından geri dönüş teşvik’ i verildiğinde bir çok dost aileler dönmüşlerdir, ailem ise, çocukların eğitimi yarıda bölünmesin diye ha bugün ha yarın döneriz derken bir memleketten iki memleket yaptılar.
Almanya´da pek Adana’ lılara rastlanmıyor. Türkiye´nin 1960lı ve 1970li yıllarında Adana´nın ekonomisi özellikle tarım ve tekstil sektöründe  diğer illere nazaran daha iyi olmasından dolayı diğer illerdeki gibi yüksek sayıda göç vermemiş. Almanya´da misafir işçi dağılımında mesleki tecrübelere de bakılarak, tekstil sanayi bölgelerinde yoğun bir Çukurova´ lı işçi toplumu yerleştirilmiştir. Yeni memleketimiz olan Hollanda sınırındaki Bentheim ilinde tekstil sanayisinin başlangıcı 1850´lere dayanır. Türk işçiler tarafından o bölgede çoğu zaman Türkiye´den ithal edilen hammaddeler ile tekstil ürünleri üretmişledir. Soğuk Savaş bitimi ile emeğe dayanan üretim sanayisinin önemli kısmı Doğu Avrupa ve Asya´ya kaymış, fabrikalar kapanmış ve göçmen isçilerin arasında işsizlik artmıştır. Aynı işleyiş şu an halen yaşadığım Ruhr bölgesinin merkezi Essen için de geçerli: 150 yıldan fazla toplumun her alanını etkileyen maden ocakları ve ağır sanayinde çalışan Türklerin önemli bir bölümü Karadenizli ve Egeli.
Küreselleşmiş bir dünyada Avrupada ´daki Türk´ lerin büyük bölümü  devlet ilişkilerinden bağımsız farklı yoğunlukta köken ülkesi ile ailevi, ticari, sosyal, akademik, sivil toplum gibi birçok alanda ilişki ağları mevcuttur; tıpkı iki memleketimin birinde yeni yayına giren GÜNDEMÇUKUROVA  sayfasında yazdığım yazım gibi.

Devamını Oku